İfade özgürlüğü yoksa medya etiği de yoktur

Bu içeriği paylaş

Medya Etik Kurulu olarak, Ceza Yasası, Bilişim Suçları Yasası ve Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasa Tasarılarıyla ilgili yürütülen süreci kaygıyla takip ediyoruz. Kurulumuz, söz konusu yasa tasarılarıyla ilgili komite çalışmalarına yalnızca bir kez davet edilmiş, ardından yeniden şekillendirilen komite sürecine davet edilmemiştir. Bunun yanında komite üyelerinin iktidar tarafından değiştirilmesi ve sivil toplum örgütlerinin komite çalışmalarının dışında bırakılması, sürecin katılımcı, şeffaf ve iyi niyetli bir anlayışla yürütülmediğine yönelik şüpheleri artırmaktadır.

Demokratik toplumlarda böylesine önemli yasa değişiklikleri; özellikle de ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve yurttaşların haber alma hakkını doğrudan etkileyen düzenlemeler, ilgili tarafların görüşleri dışlanarak geçirilemez. Komitede farklı görüşlerin duyulmasını engelleyen, eleştirel değerlendirmeleri sınırlandıran ve toplumsal paydaşları dışarıda bırakan bir yaklaşım, yasama faaliyetinin meşruiyetine zarar vermektedir.

İlgili yasa tasarıları ifade alanını daraltabilecek, gazetecilik faaliyetini baskı altına alabilecek ve kamusal denetim işlevini zayıflatabilecek sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır. Belirsiz kavramlar, geniş yorum alanları, niyet okumaya açık hükümler ve ifade alanını hapsetmeye açık hale getiren düzenlemeler, basın özgürlüğü açısından ciddi riskler barındırmaktadır.

İfade özgürlüğünün daraltıldığı, eleştirinin cezalandırılma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı ve gazeteciliğin kamusal denetim rolünün zayıflatıldığı bir ortamda medya etiğinden söz etmek mümkün değildir. Medya etiği, özgür bir kamusal tartışma zemini üzerinde anlam kazanır. Toplumun sürekli cezai risk altında tutulduğu bir düzende etik, özgür iradeyle geliştirilen bir mesleki sorumluluk alanı olmaktan çıkar.

Bu nedenle Medya Etik Kurulu olarak, söz konusu yasa tasarılarının geçirilmesine karşı olduğumuzu açıkça ifade ederiz. İfade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını güvence altına almayan, buna karşılık korku, baskı ve oto sansür üretecek bir hukuki iklim yaratan düzenlemeler kabul edilemez.

Yasa yapım sürecinin, demokratik katılım ilkelerine uygun biçimde yeniden ele alınması, komite çalışmalarının şeffaflaştırılması, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin ve ilgili uzmanların sürece dahil edilmesi zorunludur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.