01.10.2026 tarihinde Lefkoşa’da trafo bakımı gerçekleştirildiği sırada, KIB-TEK çalışanı bir emekçinin kesicinin patlaması sonucu yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı hususu çeşitli medya kuruluşları tarafından haberleştirilmiştir.
Söz konusu olayın haberleştirilmesi sırasında, bazı yayın kuruluşları tarafından, yaralanan emekçinin mahremiyetini açıkça ortaya koyan görüntülerin haber değeriyle doğrudan bağlantısı bulunmadığı halde kamuya açık biçimde yayımlandığı görülmüştür.
Her ne kadar meydana gelen olay kamuoyunu ilgilendiren bir iş kazası niteliğinde olsa da, haber verme hakkı ile kişinin özel hayatına, kişilik haklarına, insan onuruna ve görüntüsünün korunmasına ilişkin hakları arasında gerekli denge gözetilmesi önemlidir.
Nitekim söz konusu görüntü ve içeriklerin kullanımının, yaralanan kişinin ve ailesinin kişisel mahremiyeti ve insan onuru gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir. İlgili yayın kuruluşlarının, mağduriyet içeren olayları haberleştirirken sansasyon yaratmaktan kaçınması ve mağduriyetin yeniden üretilmesine yol açabilecek görüntü ve içeriklere yer vermemesi, yalnızca etik bir sorumluluk değil, aynı zamanda mesleki gazetecilik ilkelerinin bir gereğidir. Bu yaklaşım, İnternet Gazeteciliği Deklarasyonu’nun 19. maddesinde yer alan; insan onurunun, mağdur kişilerin ve ailelerinin hassasiyetlerinin ve kişisel gizlilik haklarının gözetilmesi, haberlerin kamu yararı çerçevesinde ve mağduriyeti yeniden üretmeyecek biçimde hazırlanması yönündeki ilkelerle de örtüşmektedir.
Kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyan haber verme hakkı, yaralanmış ve savunmasız durumdaki bir emekçinin mahremiyetini ve insan onurunu ihlal eden görüntülerin yayımlanmasını gerektirmez.
Emekçilerin çalışma yaşamında karşı karşıya kaldıkları kazalar ve tehlikeler elbette kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önemli haber konularıdır. Ancak bu tür olayların haberleştirilmesi, tıklanma uğruna mahremiyeti zedeleyen, insan onurunu gözetmeyen ve mağduriyeti yeniden üreten sansasyonel içeriklere dönüştürülmemelidir.
Medyanın sorumluluğu, yaşanan olayları yalnızca görüntüleri üzerinden dolaşıma sokmak değil; emekçilerin çalışma koşullarını, karşı karşıya kaldıkları riskleri ve yaşadıkları sorunları görünür kılmak, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının geliştirilmesine yönelik toplumsal farkındalığa katkı sunmaktır.
Bu çerçevede, söz konusu görüntülerin yayından kaldırılması ve benzer nitelikteki görüntülerin yeniden dolaşıma sokulmaması; bundan sonraki haberleştirme süreçlerinde ise insan onurunun, kişisel mahremiyetin ve mağdur kişilerin ve ailelerinin hassasiyetlerinin gözetilmesi, mağduriyetin yeniden üretilmesine yol açabilecek içeriklerden kaçınılması önem taşımaktadır.


